Türkiyem Tv

İZİNSİZ YAYIMLANAN RAPOR İÇİN 12 YIL HAPİS İSTEMİ

İZİNSİZ YAYIMLANAN RAPOR İÇİN 12 YIL HAPİS İSTEMİ
62 views
04 Ocak 2019 - 11:56

’nin belirli bölgelerinde nedeniyle ölümlerin çoğalması üzerine Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırmayı izinsiz şekilde halka duyuran bilim insanı Bülent Şık hakkında 5 yıldan 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldığı bildirildi.

T24’ün haberine göre söz konusu araştırmanın, 8 milyon insanın yaşadığı bölgedeki çevre kirliliğinin gıdalarda ve suda kanserojen etkiler yarattığını ortaya çıkardığı bildirildi.

Haberde raporun, halka açıklanmadığı gibi önlem alması gereken kamu kurumlarına da gönderilmediği kaydedilirken, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Halkta infiale neden olduğu’, ‘dış alımları etkilediği” gerekçesiyle hakkında suç duyurusunda bulunduğu Şık’a, ‘gizli bilgileri temin etmek ve açıklamak’ suçlamalarını yönelttiği bildirildi.

 

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde kanserden ölümlerin oranı yüzde 16. Türkiye’de ise her sekiz ölümden birinin nedeni kanser. Yüzde 13’lük bu oran, bölgeden bölgeye farklılıklar gösteriyor. Bülent Şık’ın araştırma sonuçlarında yer verdiği bilgilere göre, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne’de her beş ölümden biri, Kocale Dilovası’nda her üç ölümden biri, ’da ise her on ölümden biri kanserden kaynaklanıyor.

8 milyona yakın insanın yaşadığı bu bölgelerde kanserden ölüm oranlarının yüksek çıkması üzerine Sağlık Bakanlığı, 2011-2015 yılları arasında , Ergeneke çayı havzasındaki Kırklareli, Edirne, Tekirdağ ve Antalya’da bir araştırma yapma kararı aldı. Bu kapsamda Şık’ın da o dönem görev yaptığı Üniversitesi ile protokol yapıldı. Protokole, makamın izni olmadıkça araştırmanın sonuçlarının açıklanamayacağı hükmü de konuldu.

Araştırma kapsamında Şık’ın da aralarında olduğu bilim insanları tarafından binlerce gıda, su örnekleri tarandı, atıkların sağlığına zararları araştırıldı.

İddiaya göre çalışmalar, Kocaeli ili ve Ergene Çayı havzasında yer alan Kırklareli, Tekirdağ ve Edirne’de insan sağlığına zarar verecek ölçüde çevre kirliliği olduğunu gösteriyordu. Çeşitli gıdalarda ve içme suyu olarak kullanılan bazı su kaynaklarında pestisitler, ağır metaller, poliaromatik hidrokarbonlar vb. gibi toksik bileşiklerin yüksek düzeyde kalıntıları tespit edildi. Bazı yerleşim bölgelerindeki suların kurşun, alüminyum, krom ve arsenik kirliliği nedeniyle içilemez durumda olduğu belirlendi.

Şık, raporun yayımlanmaması üzerine gazetesinde, 4 günlük bir yazısı dizisi ile kamuoyunu bilgilendirdi.

Nisan 2018’deki bu yazı dizisinin ardından Sağlık Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine Şık hakkında soruşturma başlatıldı. Bakanlık, gizli bilgilerin açıklanmasının halkta infiale yol açacağı ve dış alımları etkileyeceği gibi gerekçeleri savcılığa bildirdi.

İstanbul Başsavcılığı da Şık hakkında iddianame düzenledi. İlk iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlandı. Şık, iddianamede, 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası öngören, TCK’nın 258/1, 334/1, 336/1  maddeleri uyarınca, “Açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama, temin etme, göreve ilişkin sırrın açıklanması” ile suçlandı. Ancak bu iddianame mahkemeden savcılığa geri gönderildi ve aynı iddianame bu kez suçları bürosunca hazırlanarak mahkemeye iletildi.

 

Halkı infiale sevk edecek şekilde yayımlanan yazı sebebiyle suç duyurusunda bulunulduğunun anlatıldığı iddianamede, “Bülent Şık’ın, görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği, gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran, yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı, niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin ederek, Cumhuriyet gazetesinde yayımladığı, bu nedenle atılı suçları işlediği anlaşılmaktadır” denildi.

Şık ise avukatı Tora Pekin aracılığıyla, savcılık aşamasında yaptığı savunmada, davanın sadece protokoldeki maddeye dayandırıldığını anımsattı. TCK’daki gizli bilgileri temin etme ve açıklama suçlamasının dayanağının “sır” ve “yasaklanan bilgi” olduğunun belirtildiği savunmada, protokoldeki “idare izni” şartının bu kapsamda bulunmadığı kaydedildi. Savunmada, kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanması yasaklanan bir bilgi de bulunmadığı ifade edildi.

Savunmada, Dünya Üniversiteler Servisi’nin Lima Bildirgesi’nde, “Akademik çevrenin araştırma işlevi ile ilgili tüm üyeleri bilimsel araştırmanın evrensel ve yöntemlerine tabi olarak, herhangi bir müdahaleye maruz kalmaksızın araştırma çalışmalarını sürdürme hakkına sahiptir. Bu kişiler aynı zamanda araştırmalarının sonuçlarını başkalarına özgürce iletme ve sansürsüz yayınlama hakkına da sahiptir” denildiği, yazı dizisinin de bu kapsamda yapıldığı vurgulandı. Anayasanın çevre hakkı maddesine göre bilgilerin açıklanmasının zorunlu olduğu kaydedildi.

Şık hakkındaki davanın görülmesine Şubat ayında başlanacak.

 

Bu sitedeki tüm içerik TürkiyemTv kuruluşuna ve yayıncı kuruluşlara aittir. Kopyalanması yasaktır.